Roman, özellikle Clarissa Dalloway ve Septimus Warren Smith'in içsel çatışmalarını toplumun baskılarıyla ilişkilendirir. Clarissa, sosyal beklentilerle kendi hayalleri arasındaki çatışmayı yaşarken, Septimus ise savaş sonrası travmalarının etkisiyle bireysel kimliğini bulmaya çalışır. Her iki karakter de, toplumun normlarına karşı duydukları kaygılar ve hayal kırıklıklarıyla mücadele eder. Bu durum, Woolf'un bireyin içsel dünyası ile dışsal baskılar arasındaki gerilimi ustaca yansıtmasıyla ortaya çıkar.