Beyaz Geceler'de aşk, hayal gücü ve gerçeklik arasındaki sınır, karakterlerin duygusal durumlarıyla sürekli olarak sorgulanır. Anlatıcı, Nastenka'ya duyduğu derin aşkı, kendi içsel hayal dünyasıyla harmanlar. Bu durum, aşkın nesnelliğini sorgularken, aynı zamanda bireyin gerçeklikten kaçış arzusunu da ortaya koyar. Aşkın gerçekliği, Nastenka'nın başka bir adamı beklemesiyle daha da karmaşıklaşır. Anlatıcı, bu durumu kabullenmekte zorlanırken, hayal gücü onu umutlandırır. Sonuç olarak, roman, aşkın doğasının karmaşıklığını ve bireyin kendi içsel çatışmalarını derinlemesine ele alır.