Beyaz Selvi, aşkı yalnızca bir duygu olarak değil, aynı zamanda toplumsal normlarla çatışan bir olgu olarak ele alır. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar ve toplumsal baskılar, aşkın getirdiği mutluluk ile acıyı yan yana getirir. Aşk, bireylerin kimlik arayışında önemli bir rol oynarken, aynı zamanda toplumun değer yargılarına karşı bir başkaldırı da simgeler. Bu durum, okuyucuya aşkın karmaşık doğasını ve bireylerin toplumla olan ilişkilerini sorgulama fırsatı sunar.