Bilim ve din arasında bir denge kurmanın mümkün olup olmadığı, bireylerin inançlarına ve bakış açılarına bağlıdır. Öksüz, bu iki alanın birbirini tamamlayıcı yönlerini vurgulasa da, tarihsel süreçteki çatışmaların da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtir. Bilimsel düşüncenin gelişimi, dinin bazı dogmalarını sorgularken, din ise insan yaşamına anlam katma çabası içindedir. Dolayısıyla, her birey bu iki alanı nasıl yorumladığına göre bir denge kurabilir. Bu denge, bireylerin zihinsel ve toplumsal huzurunu sağlama noktasında önemli bir rol oynayabilir.