Biyoteknoloji ve insan hakları arasındaki denge, etik bir perspektife dayanarak sağlanabilir. Devletlerin, biyoteknolojik gelişmeleri desteklerken, bireylerin haklarını koruma sorumluluğunu unutmaması gerekir. Bu bağlamda, bilimsel ilerlemelerin getirdiği risklerin bilincinde olunmalı ve bireylerin onurlu bir yaşam sürmeleri için gerekli önlemler alınmalıdır. Ayrıca, toplumsal tartışmalar ve etik komitelerin kurulması, bu dengeyi kurmak adına önemli adımlar olabilir. İnsan hakları ihlallerini önlemek için, biyoteknolojik uygulamaların denetlenmesi ve düzenlenmesi de gereklidir.