Çağdaş İslam düşünürleri, din ve akıl ilişkisini genellikle birbirini tamamlayıcı unsurlar olarak yorumlar. Onlara göre, akıl, dinin temel ilkelerini anlamada ve yorumlamada önemli bir araçtır. Düşünürler, dinin akıl yoluyla sorgulanabilir olduğunu savunurken, aynı zamanda inancın da akıl ile desteklenmesi gerektiğine inanırlar. Bu bağlamda, dinin, bireylerin akıl yürütme süreçlerine katkıda bulunması ve bu süreçler aracılığıyla daha derin bir inanç geliştirilmesi gerektiği vurgulanır. Dolayısıyla, akıl ve din arasında bir denge kurarak, her iki alanın da bireyin yaşamında vazgeçilmez olduğuna dair bir anlayış ortaya konur.