Candide'nin yaşadığı deneyimler, onun başlangıçta sahip olduğu iyimser bakış açısını köklü bir biçimde değiştirmiştir. Başlangıçta, her şeyin en iyi olabileceğini savunan Pangloss'un felsefesine sıkı sıkıya bağlıdır. Ancak savaşlar, kayıplar ve ihanetler gibi acı gerçeklerle karşılaştıkça, bu düşüncelerinin geçerliliğini sorgular. Her bir olay, onun kalbinde ve zihninde derin yaralar açar; sonuç olarak yaşamın karmaşıklığını ve insanın bu karmaşıklıkla nasıl başa çıkacağına dair daha gerçekçi bir anlayış geliştirir. Nihayetinde, Candide, mutluluğun dışsal olaylardan bağımsız olarak bireyin kendi seçimleriyle şekillendiğini anlar.