Che Guevara, gerilla savaşını savunurken, baskıcı rejimlerin meşruiyetini sorgular ve halkın özgürlüğü için mücadelenin kaçınılmaz olduğunu vurgular. Ona göre, devrimci bir değişim sadece askeri bir eylem değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün gerekliliğidir. Guevara, bireylerin özgürlük arayışının, şiddet içermesi durumunda bile, ahlaki bir zorunluluk olduğunu savunur. Bu bağlamda, adalet, eşitlik ve insan onuru gibi değerlerin, gerilla savaşının felsefi temellerini oluşturduğunu belirtir.