Depresyonun toplumsal bir sorun olarak algılanması, bireylerin ruhsal sağlıklarına dair farkındalığı artırabilir. Toplumun bu konudaki duyarlılığı, hastalığın stigma yaratmadan ele alınmasını sağlayabilir. Ancak, bu durum aynı zamanda toplumsal baskıların artmasına da yol açabilir; bireyler, ruhsal sorunları nedeniyle dışlanabilir ya da yargılanabilir. Bu iki uç durum, depresyonla mücadele eden bireylerin iyileşme süreçlerini etkileyebilir. Dolayısıyla, toplumsal algının olumlu yönde değişmesi, depresyonun daha sağlıklı bir şekilde ele alınmasına olanak tanırken, olumsuz algılar bireylerin ruhsal sağlıklarını daha da zorlayabilir.