Devrimlerin kaçınılmaz bir sonuç mu yoksa bir tercih mi olduğu sorusu, toplumsal dinamikler ve bireysel motivasyonlarla yakından ilişkilidir. Celalettin Güngör, devrimlerin çoğu zaman mevcut sistemin sunduğu adaletsizlik ve eşitsizlikler karşısında bir tepki olarak ortaya çıktığını belirtmektedir. Bu bağlamda, devrimler, bireylerin ve grupların içsel çatışmaları ve dışsal baskılar sonucunda bir tercih olarak şekillenebilir. Ancak toplumsal koşulların olgunlaşması durumunda, devrimlerin kaçınılmaz hale geldiği de söylenebilir. Dolayısıyla, devrimler hem bir tercih hem de kaçınılmaz bir sonuç olarak değerlendirilebilir.