Bu soruya yanıt verirken, din ve aydınlanmayı birbirine zıt değil, tamamlayıcı unsurlar olarak görebiliriz. Aydınlanma, bireyin sorgulama ve eleştirel düşünce geliştirme yeteneğini artırırken, din ise bireyin manevi yönünü besleyerek bir anlam arayışına yönlendirir. Süruş'un eserinde de vurgulandığı gibi, din, aydınlanma ile yeniden yorumlanabilir. Aydınlık bir yaşam, dinin ruhsal zenginliklerinden faydalanarak ve bu değerleri akıl yoluyla harmanlayarak oluşturulabilir. Bu ikilinin bir arada var olması, bireyin hem içsel huzurunu sağlamasına hem de toplumsal gelişime katkıda bulunmasına olanak tanır.