Din ve birey ilişkisi üzerine en çarpıcı düşünce, bireyin kendi inançlarını sorgulayıp özgürleşme sürecine girmesi gerektiğidir. Müftüoğlu, bu süreçte bireyin sadece toplumsal normlara tabi kalmaması, aynı zamanda kendi içsel yolculuğunu yaparak özgür düşünceye ulaşması gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, dinin birey üzerindeki baskıcı etkilerinin aşılması ve kişisel inançların yeniden şekillendirilmesi gerektiği fikri, derin bir tartışma alanı sunmaktadır.