Doyle'un eserlerinde adalet anlayışı, dönemsel değişimlere göre farklılık gösterir. Özellikle Sherlock Holmes'un hikayelerinde, adalet çoğunlukla bireysel bir arayış olarak ele alınır. İlk eserlerde, Holmes'un mantıksal yaklaşımı ve olayları çözme yeteneği, adaletin sağlanmasında ön plana çıkar. Ancak zamanla, toplumsal normlar ve bireysel değerler arasındaki çatışmalar belirginleşir. Daha sonraki eserlerde, adaletin sadece bireysel bir kavram değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu ortaya koyar. Bu evrim, okuyuculara adaletin karmaşık doğasını ve insan ilişkilerindeki etkisini sorgulatır.