Duras'ın 'Parkta' eserinde yalnızlık ve aşk arasındaki ilişki, karmaşık ve iç içe geçmiş bir yapıya sahiptir. Aşk, karakterlerin yalnızlık hissini hafifletebilecek bir arayış olarak görülse de, aynı zamanda yalnızlığın derinliğini de gözler önüne serer. Parktaki buluşmalar, geçici bir mutluluk sağlarken, karakterlerin içsel yalnızlıkları ve geçmişteki kayıpları onları sürekli olarak rahatsız eder. Bu bağlamda, aşkın geçici doğası, yalnızlığın kaçınılmaz bir parçası olarak ortaya çıkar. Duras, bu ikilem üzerinden insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve aşkın kırılganlığını ustaca işler.