Ekonomik büyüme ve sosyal adalet arasındaki ilişki, karmaşık ve çok boyutlu bir konudur. Büyüme, toplumların refahını artırma potansiyeline sahiptir; ancak bu büyümenin adil bir şekilde dağıtılması, sosyal adaletin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Eğer büyüme, belirli bir kesimin zenginleşmesine neden olurken, diğerlerini dışlıyorsa, bu durum toplumsal huzursuzluk ve eşitsizlik yaratabilir. Yeldan'ın kitabında vurguladığı gibi, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme, sosyal eşitlik ve adaletle desteklenmediği sürece, kalıcı bir çözüm sunmayacaktır. Dolayısıyla, ekonomik politikaların, her bireyin fırsat eşitliğini gözetmesi ve adil bir gelir dağılımı hedeflemesi gerekmektedir.