Eserin şair kimliği, yazarın yaşamını derinlemesine etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Düzgün, sanat aracılığıyla kendi duygusal durumlarını ve deneyimlerini aktarırken, bu süreçte şairlik kimliğinin önemini vurguluyor. Şiir, onun için sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir varoluş aracı haline geliyor. Bu bağlamda, yazarın yaşadığı olaylar ve hissettikleri, eserinde şekillenirken, okuyucular için de evrensel bir deneyim sunuyor. Düzgün'ün içsel yolculuğu, şair kimliğini besleyerek, yaşamın anlamını sorgulayan bir perspektif sağlıyor.