Fanon'un eserinde, sömürge psikolojisi, bireylerin kimliklerini derin bir yabancılaşma ve korku ile şekillendirir. Sömürgeci güçlerin baskıları altında kalan bireyler, kendi kimliklerini bulmakta zorlanırlar. Bu durum, sosyal ilişkilerini ve toplumsal aidiyetlerini sorgulamalarına yol açar. Sömürgeciliğin getirdiği travmalar, bireylerin ruhsal sağlığını olumsuz etkilerken, aynı zamanda bu bireylerin özgürleşme arayışlarını da derinleştirir. Fanon, bu süreçte bireylerin geçmişleriyle hesaplaşmalarının ve kendi kimliklerini yeniden inşa etmelerinin gerekliliğini vurgular.