Göçmenlerin dinî pratikleri, yeni topluluklara entegrasyon sürecinde çeşitli değişimlere uğrayabilir. Yeni bir kültürel ortamda, göçmenler, kendi geleneklerini sürdürmekle birlikte, yerel inanç sistemleriyle de etkileşime geçebilir. Korkmaz, bu süreçte dinin bir bağ kurma aracı olarak işlev gördüğünü ve göçmenlerin kimliklerini yeniden tanımlama çabalarına katkıda bulunduğunu ortaya koyar. Böylece din, sadece bireysel bir inanç değil, aynı zamanda toplumsal bir aidiyet aracı haline gelir.