Roman, hayallerin birey üzerindeki etkisini derinlemesine incelerken, gerçeklikten kaçışın yanı sıra, bireyin kendini bulma çabasını da ön plana çıkarıyor. Hayaller, karakterin içsel huzursuzluğunu dindirirken, aynı zamanda gerçeklikle yüzleşme zorunluluğunu da getiriyor. Bu bağlamda, hayallerin birey için bir tür özgürlük sağladığı ancak gerçekliğin de kaçınılmaz olduğu gerçeği, romanın felsefi derinliğini artırır.