Ricoeur'un eserinde hafıza ve unutma, tarihsel anlatılarda kritik bir rol oynar. Hafıza, geçmişin hatırlanması ve toplumsal bellek oluşturulmasında önemliyken, unutma ise geçmişin bazı yönlerinin dışlanması veya yeniden yorumlanması sürecini temsil eder. Bu dinamik, tarih yazımında belirleyici bir etki yaratır; çünkü hangi olayların hatırlandığı veya unutulduğu, toplumsal kimliklerin ve tarihsel anlatıların şekillenmesinde temel bir unsurdur. Dolayısıyla, hafıza ve unutma arasındaki gerilim, tarihsel anlatıların inşasında önemli bir mekanizmayı temsil eder.