Hayaletin aşkı, derin bir tutku ile başlasa da, zamanla saplantıya dönüşür. Erik, Christine’e duyduğu aşkı sahiplenme ve kontrol etme arzusuyla besler. Bu, gerçek aşkın özünden uzaklaşmasına neden olur; çünkü gerçek aşk, karşılıklı saygı ve özgürlük gerektirir. Christine’in duygusal durumu, onun için en doğru olanı seçme özgürlüğünü kısıtlar. Sonuç olarak, hayaletin saplantılı aşkı, okuyucuya gerçek aşkın ne olması gerektiği üzerine düşünme fırsatı verir.