Hekimin içsel çatışmaları, toplumsal beklentilerle doğrudan ilişkilidir. Hekim, hastalarına karşı duyduğu sorumlulukla birlikte, toplumun beklentilerini karşılama çabası içinde sıkışmış bir durumdadır. Bu durum, onun ruhsal dengesini bozarak, yalnızlık ve çaresizlik duygularını pekiştirir. Hekim, toplumun onu nasıl algıladığını sorgularken, kendi kimliğini de bulmakta zorlanır. Sonuç olarak, hekim, birey olarak kendi varoluşunu sorgularken, toplumsal baskıların da etkisiyle derin bir içsel çatışma yaşar.