Hugo'nun eserinde yaşam ve ölüm arasındaki denge, bireyin varoluşsal sorgulamalarıyla derin bir şekilde bağlantılıdır. Mahkum, ölümle yüzleşirken, yaşamın değerini anlama çabasına girer. Bu durum, yaşamın geçiciliği ve ölümün kaçınılmazlığı üzerine düşündürürken, insanın özgürlük arzusunu da ön plana çıkarır. Eser, ölüm cezası üzerinden insan onurunun ve yaşam hakkının sorgulanması gerektiğini vurgular. Dolayısıyla, yaşam ve ölüm arasındaki denge, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal adalet anlayışını sorguladığı bir alan olarak karşımıza çıkar.