Huxley'in distopik dünyasında mutluluk, bireyselliğin kaybolmasıyla doğrudan ilişkilidir. Toplum, bireylerin mutluluğunu sağlamak adına onları genetik olarak şekillendirerek, normlara uydurur. Bu durum, bireylerin kendi içsel hislerini ve özgürlüklerini bastırarak, yüzeyselliğe yol açar. Bernard ve John gibi karakterler, bu yapay mutluluğun altında yatan boşluğu ve gerçek insan deneyimini arayarak, bireyselliğin önemini vurgular. Sonuç olarak, mutluluk, bireyselliğin kaybolmasıyla geçici ve yüzeysel bir hale gelir.