Gusdorf'un eserinde, insan ve Tanrı arasındaki ilişki, bireyin varoluşsal kaygıları üzerine derin bir etki bırakır. Günümüzde, bireyler, kendi varlık nedenlerini sorgularken Tanrı inancını bir tür rehber olarak kullanabilirler. Bu ilişki, kişinin kimlik arayışını ve toplumsal normlarla olan çatışmasını derinleştirebilir. Tanrı'ya olan inanç, bireylere manevi bir destek sunarak, zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olabilir. Ancak, bu inanç aynı zamanda bireyin içsel çatışmalarını da tetikleyebilir, bu nedenle insanın Tanrı ile olan bağı, hem bir güvence hem de bir sorgulama alanı olarak varlığını sürdürür.