Julien Sorel'in hırsları, başlangıçta ona başarı ve iktidar getirecek gibi görünse de, zamanla içsel çatışmalarını derinleştirir ve trajediye sürükler. Aşk ilişkileri, onun hırslarıyla çatışırken, gerçek mutluluğu bulmasını engeller. Julien, toplumsal beklentilerle kendi arzuları arasında gidip gelirken, sonunda yalnızlık ve kayıp duygusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Bu durum, hırsın mutluluk getirmediği gerçeğini gözler önüne serer.