Kalkınma kavramı, sosyal adalet ile doğrudan bir ilişki içindedir çünkü ekonomik büyüme, toplumun tüm kesimlerine eşit ölçüde fayda sağlamadığında sürdürülebilir olmaz. Aziz Kutlar, kalkınmanın sadece ekonomik başarılar değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve adalet sağlama sorumluluğunu da içerdiğini vurgular. Bu nedenle, sosyal adaletin sağlanmaması durumunda, kalkınma süreci, yalnızca belirli grupların çıkarlarını koruyarak toplumsal gerginlikler ve huzursuzluklar yaratabilir. Dolayısıyla, sosyal adaletin sağlanması, kalkınmanın hem etik bir zorunluluğu hem de sürdürülebilir bir hedef olması bakımından kritik bir öneme sahiptir.