Kayıtdışı ekonomi, sosyal adalet üzerinde derin etkiler bırakmaktadır. Bu durum, zengin ile fakir arasındaki uçurumu derinleştirirken, aynı zamanda toplumda adaletsizliğe ve eşitsizliğe yol açar. Kayıtdışı faaliyetler, genellikle düşük gelirli bireylerin daha fazla maruz kaldığı bir olgudur ve bu da onların sosyal haklarını kısıtlar. Bu açıdan, kayıtdışı ekonominin, toplumsal yapıyı tehdit eden bir unsur olarak ele alınması gerektiği açıktır. Sosyal adaletin sağlanabilmesi için, ekonomik sistemin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılması elzemdir. Bu bağlamda, ekonomik politikaların, sosyal adaletle uyumlu olması gerektiği ön plana çıkmaktadır.