Sürgün, bireylerin kimlik arayışında derin bir etki bırakır. Kimlik, genellikle kişinin ait olduğu kültürel ve coğrafi bağlarla şekillenir. Sürgün, bu bağları kopararak bireyi yalnızlaştırır ve yeni bir kimlik inşa etme zorunluluğu doğurur. 'Dicle'nin Sürgünleri'nde, karakterlerin geçmişle yüzleşmeleri ve yeni bir kimlik bulma çabaları, sürgün deneyiminin ruhsal ve toplumsal etkilerini gözler önüne serer. Bu süreç, bireylerin kendilerini yeniden tanımlamalarına ve varoluşsal sorgulamalarına yol açar. Dolayısıyla, sürgün teması, kimlik arayışındaki karmaşıklığı ve derinliği anlamak için kritik bir unsur olarak karşımıza çıkar.