Mengü Ertel’in sanatı, onun yaşamındaki deneyimlerin ve içsel çatışmaların bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Sanatçı, sanat yoluyla kendini ifade ederken, yaşamının zorluklarını ve duygusal derinliklerini eserlerine aktarır. Bu bağlamda, Ertel’in sanatı sadece estetik bir ürün değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesinin dışavurumu olarak değerlendirilebilir. Onun eserleri, kişisel deneyimlerin, toplumsal dinamiklerin ve varoluşsal sorgulamaların bir araya gelmesiyle şekillenir; bu durum, sanatın bireyin iç dünyasındaki yansımalarını gözler önüne serer.