Meursault'un toplumdan yabancılaşması, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal normlara karşı duruşunu temsil eder. Modern insan, sosyal baskılar ve beklentilerle boğuşurken, Meursault'un kayıtsızlığı ve duygusal soğukluğu, bireyin yalnızlığına ve kendini ifade edememesine dair derin bir yansıma sunar. Bu durum, bireyin hayatındaki anlam arayışının karmaşıklığını gözler önüne serer ve okuyucuya kendi varoluşsal sorgulamalarını yapma fırsatı tanır.