Modern toplumların bireyler üzerindeki baskıları, terapi sürecini derinden etkileyebilir. Bu baskılar, bireylerin içsel çatışmalarını artırarak ruhsal bozukluklara yol açabilir. Sayar, bu noktada terapinin, bireyin kendini anlama ve toplumsal normlarla yüzleşme aracı olduğunu savunuyor. Terapi süreci, bireylere kendi iç dünyalarını sorgulama ve toplumsal baskılara karşı durabilme cesareti verir. Böylece, bireyler ruhsal dengeyi sağlama yolunda önemli adımlar atabilirler. Bu bağlamda, terapi, bireylerin toplumsal baskılarla başa çıkmalarında kritik bir rol oynamaktadır.