Nana'nın hayatındaki seçimler, büyük ölçüde toplumsal normlar ve erkek egemen yapı tarafından şekillendirilmektedir. Kendi arzularını yaşarken, aynı zamanda toplumun kendisine dayattığı rollerle de başa çıkmak zorundadır. Bu durum, onun güçlü bir kadın imajı çizmesine rağmen, içsel bir çatışma yaşamasına yol açar. Nana, erkeklerin gözünde bir nesne haline gelirken, kendi kimliğini bulma çabası içinde sürekli bir mücadele vermektedir. Bu bağlamda, roman, toplumsal baskılar ile bireysel özgürlük arayışı arasındaki gerilimi derinlemesine işler.