Nana'nın hikayesindeki cinsellik, toplumsal normların çürümüşlüğünü ve kadınların nesneleştirilmesini eleştirir. Zola, cinselliği bir güç aracı olarak kullanırken, aynı zamanda bu durumun getirdiği yalnızlık ve çaresizliği de vurgular. Nana, erkeklerin arzularını tatmin ederken, kendi kimliğini kaybeder ve bu da onun trajik sonuna yol açar. Roman, cinselliğin iktidar ilişkilerindeki rolünü sorgularken, aynı zamanda bireyin toplumsal normlarla olan çatışmasını derinlemesine inceler.