Nazım Hikmet'in yaşamındaki en önemli dönüm noktası, 1938'de hapse girmesi ve ardından sürgün hayatına başlamasıdır. Bu dönem, onun edebi kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Hapis yıllarında, yalnızlık ve adaletsizlik duyguları onu derin düşüncelere itmiş, bu süreçte yazdığı eserler, onun toplumsal adalet arayışını daha da belirgin hale getirmiştir. Bu dönüm noktası, onun hem şahsi hem de sanatsal anlamda bir dönüşüm yaşamasına neden olmuştur.