Nuri Pakdil, edebiyatı sadece bir sanat dalı olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir araç olarak tanımlar. Eserlerinde, edebiyatın insanın iç dünyasını açığa çıkarmakla kalmayıp, toplumsal gerçeklikleri yansıtma ve sorgulama işlevini de üstlendiğini vurgular. Pakdil, edebiyatın bireylerin toplumsal yapı içindeki yerlerini anlamalarına yardımcı olduğunu, aynı zamanda toplumsal değişimlerin de bir yansıması olduğunu belirtir. Bu bağlamda, edebiyatın birey ve toplum arasındaki ilişkiyi derinlemesine sorgulamak için bir alan sunduğunu savunur.