Ortaçağ Felsefesi, din ve akıl arasındaki ilişkiyi karmaşık bir şekilde ele alır. Düşünürler, inanç ve aklın birbirini tamamladığını savunurken, bazıları aklın önceliğini vurgulamıştır. Örneğin, Aquinas, akıl ve inancın uyum içinde olabileceğini öne sürerken, İbn Rüşd, aklın ön planda tutulması gerektiğini belirtir. Bu tartışmalar, dönemin felsefi yapısını şekillendirmiş ve din ile felsefe arasındaki dengeyi sorgulatmıştır.