Pauline, toplumsal normlarla bireysel arzular arasında sürekli bir denge kurma çabası içindedir. Toplumun beklentilerini karşılamak adına yaptığı fedakarlıklar, onun içsel çatışmalarını artırırken, bireysel arzuları ise onu daha fazla özgürlük arayışına iter. Bu durum, Pauline’in hem bir kurban hem de bir savaşçı olarak ortaya çıkmasına neden olur. Onun yaşadığı çatışmalar, okuyucunun aşkın karmaşıklığını ve bireylerin toplum içindeki yerlerini sorgulamasına olanak tanır.