Pierre Loti'nin İstanbul'a olan hayranlığı, onun yazar kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Loti, İstanbul'un tarihi ve kültürel zenginliklerini, kendine has atmosferini ve mistik güzelliklerini keşfederken, aynı zamanda şehrin melankolisini de derinden hisseder. Bu duygusal etkileşim, Loti'nin yazılarında sıkça görülmektedir. Öte yandan, İstanbul'un Doğu ile Batı arasında bir köprü işlevi görmesi, Loti'nin yabancı bir yazar olarak bu şehre duyduğu ilginin artmasına neden olmuştur. Kendi kimliğini sorguladığı bu süreçte, İstanbul'un sunduğu çok katmanlı deneyimler, Loti'nin hayranlığını pekiştirmiştir.