Poprişçin'in deliliği, toplumun beklentileri ve normlarıyla sıkı bir ilişki içindedir. Toplum onu sıradan bir memur olarak görürken, onun içsel çatışmaları ve hayal gücü, bu baskılara karşı bir başkaldırı şeklinde ortaya çıkar. Dışlanma hissi ve yalnızlık, Poprişçin’in akıl sağlığını bozarken, hayal dünyasında kendini bir kraliyet mensubu olarak görmesi, toplumdan duyduğu öfkenin ve çaresizliğin bir yansımasıdır. Bu durum, bireyin toplumda nasıl var olduğunu sorgulamasına neden olur.