Popülizmin Türkiye'deki siyasi yapıyı dönüştürdüğü en önemli alan, halk ile iktidar arasındaki ilişkilerdir. Popülist liderler, halkın duygularına hitap ederek, toplumsal talepleri kolaylıkla yönlendirebiliyorlar. Turgut Özal ile başlayan bu süreç, Recep Tayyip Erdoğan ile daha da derinleşmiş ve iktidarın meşrulaşma biçimini değiştirmiştir. Bu dönüşüm, siyasi partilerin ve liderlerin halkla olan ilişkilerinde daha duygusal ve kişisel bir boyut kazanmasına yol açmıştır. Ayrıca, popülizm, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, siyasi diskurda yeni bir dilin oluşmasına neden olmuştur.