Prens Mişkin'in saflığı, romanın diğer karakterleriyle olan ilişkilerinde derin bir etki yaratır. Onun masumiyeti, çevresindeki insanların ikiyüzlülüğünü ve çıkarlarını daha belirgin hale getirir. Mişkin, başkalarına karşı duyduğu sevgi ve merhametle, toplumun ahlaki çelişkilerini sorgulamasına yol açar. Diğer karakterler, onun saflığına karşı ya çıkarcı bir tutum sergiler ya da bu saflıktan etkilenerek kendi içsel çatışmalarını gözler önüne serer. Mişkin'in varlığı, çevresindekilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarırken, aynı zamanda kendi içsel yolculuklarında da bir ayna olur.