Proust, haz ve anılar arasındaki ilişkiyi derin bir bağ ile tanımlar. Anılar, bireyin haz arayışında bir rehber işlevi görürken, aynı zamanda yaşamın anlamını da şekillendirir. Haz, geçmişte yaşanan anıların yeniden canlanmasıyla ilişkilidir; bu da bireyin geçmiş anılarıyla olan bağını güçlendirir. Eser, bu bağlamda, bireyin haz arayışının, anılar ve duygular üzerinden nasıl bir kimlik oluşturduğunu sorgular. Proust, okuyucuya, hazın ve anıların yaşamın akışındaki rolünü düşünme fırsatı sunar.