Romeo ve Juliet'in aşkı, ailelerinin düşmanlığı nedeniyle daha da derin bir anlam kazanır. İkili, aşklarının sosyal ve ailevi normlara karşı bir başkaldırı olduğunu hisseder. Bu düşmanlık, ilişkilerini yasaklı ve tutkulu kılar; dolayısıyla aşkları, sadece bireysel bir bağ değil, aynı zamanda toplumsal bir mücadele haline gelir. Aşkları, iki ailenin çatışmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir özgürlük arayışına dönüşür. Ancak, bu arayışın sonuçları acı verici olur ve trajediye yol açar. Böylece, aşkları, hem bir tutku hem de bir yasak haline gelir.