Sartre'ın ateizmi, bireyi kendi anlamını yaratma sorumluluğuyla yüzleştirir. Bu durum, bireyin varoluşsal kaygılarını derinleştirirken, özgürlük hissini artırır. Ancak, aynı zamanda bireyde bir boşluk ve kaygı hissi de yaratabilir. Varoluşçuluk, bireyin kendi kimliğini ve yaşam amacını bulma çabasını önemli kılarak, ateizmin ortaya çıkardığı zorluklarla baş etme yollarını sorgulatır.