Sezgiciliğin sona erdiği düşüncesi, modern bilimin ve mantığın gelişimiyle ilişkili bir tartışmadır. Ancak, sezgicilik, bireylerin içsel hisleri ve duygusal zekalarıyla bağlantılı bir bilgi edinme biçimidir. Bu nedenle, sezgiciliğin geçerliliğini yitirdiği söylenemez; zira insan deneyimi ve sezgisel düşünme, her zaman önemini koruyacaktır. Uras, sezgiciliği sorgularken, bu düşüncenin bireylerin karar alma süreçlerinde ve kişisel deneyimlerinde nasıl bir rol oynadığını vurgular. Sezgicilik, bilimsel yöntemlerle tamamlayıcı bir süreç olarak varlık gösterebilir.