Siyasetin bir meslek olarak ele alınması, bireylerin etik değerlerini belirli bir çerçeveye oturtur. Weber, politikacıların, kendi çıkarları ile kamu yararını gözetme yükümlülüğü arasında sıkıştığını belirtir. Bu durum, etik değerlerin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Siyasetçi, toplumun beklentilerini ve kendi ideallerini dengede tutmak zorundadır. Bu denge arayışı, bireyin ahlaki kararlarını ve politik eylemlerini etkileyerek, siyasi alanda etik bir sorumluluk bilinci oluşturur. Dolayısıyla, siyaset mesleği, bireylerin etik değerlerini şekillendiren bir alan haline gelir.