Tarihselcilik anlayışı, bireylerin özgür iradelerini kısıtlayarak, onları geçmişin belirleyiciliğine mahkûm edebilir. Bu durum, insanların kendi kararlarının ve eylemlerinin önemini göz ardı eder. Karl R. Popper, bu durumu eleştirerek, bireylerin tarihin akışını etkileyebilme yetisine sahip olduklarını savunur. Bu bağlamda, bireylerin kendi kaderini tayin etme gücüne sahip olması, tarih anlayışında daha dinamik ve katılımcı bir perspektif sunar. Sonuç olarak, tarihselcilik, bireylerin özgür iradeleri ile tarihsel olaylar arasındaki ilişkiyi sorgulamak için bir zemin teşkil eder.