Tevfik Fikret, Rübab-ı Şikeşte'de sanatın toplumsal eleştirideki rolünü derinlemesine ele alır. Eserinde, bireyin içsel çatışmalarını ve toplumsal baskıları dile getirirken, sanatın bu sorunlara ışık tutma gücünü vurgular. Sanat, sadece bir ifade aracı değil, aynı zamanda toplumsal değişim için bir araç olarak görülmektedir. Fikret, bireyin yalnızlığını ve çaresizliğini ortaya koyarak, sanatın bu duyguları hafifletme kapasitesini sorgular. Böylece okuyucuya, sanatın dönüştürücü ve özgürleştirici bir güç olduğuna dair güçlü bir mesaj iletilir.