Unutma ve hatırlama arasındaki denge, bireyin kimliğini şekillendiren önemli bir faktördür. Unutma, geçmişte yaşanan acı verici deneyimlerden korunmayı sağlarken, hatırlama, bireyin kimliğini inşa etmesine yardımcı olur. Unutulan Prenses, bu dengeyi sorgularken, karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar üzerinden okuyucuya derin bir bakış açısı sunuyor. Prensesin geçmişiyle yüzleşmesi, ona yalnızca kimliğini bulma şansı vermekle kalmaz, aynı zamanda toplumun hafızasıyla olan bağlantısını da yeniden değerlendirmesine yol açar. Bu bağlamda, geçmişin birey üzerindeki kalıcı etkileri ve hafızanın rolü, romanın temel tartışma konularından biridir.